SAVAŞ VE SİLAHLI ÇATIŞMALAR SIRASINDA MEYDANA GELEN ÇOCUKLARA YÖNELİK HAK İHLALLERİNİN BM ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME ÇERÇEVESİNDE İNCELENMESİ

Yazar: Merve TAŞ

Editör: Rabia ÖZTÜRK


BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme kendi ülkesinin kanunlarına göre daha erken yaşta reşit olanlar hariç 18 yaşını doldurmamış her kişiyi “çocuk”olarak kabul etmektedir. Çocuklar yetişkinlerden pek çok noktada ayrılır. Dünyaya daha yeni gelmiş olmanın verdiği merak duygusuyla ve hayal güçlerinin genişliğiyle her biri nevi şahsına münhasır olan çocukların ne yazık ki yetişkinlere kıyasen fiziksel ve ruhsal olarak korunma ihtiyacı daha fazladır. Ayrıca çocuğun ailesi de dâhil olmak üzere, çevresindeki yetişkinler ve hatta devlet tarafından haklarının ihlal edilmesi uluslararası alanda çocukların korunması ihtiyacını artırmıştır. İşte bu sebeple uluslararası alanda çocukların haklarının korunmasını sağlamak için birçok adım atılmıştır. Bu alanda düzenlenen ve kabul edilen metinlerle ilgili önemli olan nokta şudur ki; bu metinler çocuklara hak bahşetmez, çocukların doğumla hatta doğumdan önce kazandıkları ve öncelikle insan, daha sonra da sırf çocuk olmaları sebebiyle sahip oldukları haklara koruma sağlar ve haklarının ihlal edilmesi durumunda bunu bertaraf etmek için alınması gereken önlemleri düzenlerler.   Çocuk haklarının korunması için uluslararası alanda atılan adımların tarihi yeni sayılmamakla birlikte çok eskiye de dayanmaz. Milletler Cemiyeti tarafından 1924 yılında kabul edilen Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi’nin bir bağlayıcılığı olmasa da bu alanda atılan adımların ilki olması sebebiyle bir önem taşıdığını söyleyebiliriz. Aynı şekilde uluslararası alanda bağlayıcı olmayan bir başka metin ise 20 Kasım 1959 tarihinde BM Teşkilatı Genel Kurulu tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Bildirisi’dir. Bağlayıcı olmayan bu metinlerin ihlali durumunda yaptırım uygulanamaması da kaçınılmaz olmuştur. Fakat yine de uluslararası mecrada farkındalık oluşturmaları ve kabul eden devletlerin iyi niyet ifadesi olmaları sebebiyle önem taşırlar. Yine çocukların hakları ve bu hakların korunması gerekliliği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi (madde 23 ve 24’te)[1] ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası 

Sözleşme’de (madde 10’da)[2] dile getirilmiştir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi çocuklar için hazırlanmış bir metin olmasa da madde 25/2’de ana ve çocuğun özel bakım ve yardım görme hakkını haiz olduğu, evlilik içinde veya dışında doğmuş olup olmadıklarına bakılmaksızın tüm çocukların aynı sosyal korumadan yararlanacağı belirtilmiştir. Madde 26’da ise eğitim hakkı düzenlenmiştir. Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nde 23. madde aile ve evlilikle ilgili temel düzenlemeler getirirken, 24.madde her çocuğun ayrım gözetilmeksizin koruma tedbirlerinden yararlanma hakkı olduğunu, çocuğun bir isim hakkı ve vatandaşlık hakkı olduğunu düzenlemiştir. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşme’nin 10. maddesi ise çocukların bakımı ve korunması için ailelere destek olunması, çocuk ve gençlere özel koruma ve yardım tedbirlerinin sağlanmasının gerekliliğinden bahsetmiş; ayrıca maddede çocuğun sosyal ve ekonomik sömürüden korunma hakkı bağlamında çocukların sağlığına ve gelişimine zarar verebilecek işlerde çalıştırılmaması ve devletlerin çocukların çalışabileceği işlere yaş sınırı getirmesinin gerekliliği düzenlenmiştir.

 Uluslararası alanda bağlayıcı olan ve en çok devlet tarafından imzalanmış insan hakları sözleşmesi niteliğini taşıyan BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ise yine Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi ile 30 yıl sonra aynı güne denk gelen 20 Kasım 1989’da[3]Bm Genel Kurulunca kabul edilmiştir. Sözleşme, 2 Eylül 1990’da yürürlüğe girmiştir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Amerika Birleşik Devletleri’nde imzalanmış olmasına rağmen ABD sözleşmeye taraf değildir. Şu an dünya gündemindeki savaşın tarafları olan Rusya ve Ukrayna dâhil tüm BM üyesi ülkeler sözleşmeye taraftır. Sözleşme, ülkemizde ise 1994’te bir yasayla uygun bulunarak Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girmiştir.

  Bir başlangıç bölümü ve 54 maddeden oluşan BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin ilk maddesinde çocuğun tanımı yapılmış, çocukların doğuştan sahip oldukları ve sözleşmeyle koruma altına alınan hakları sıralanarak sayılmıştır. Bu haklar elbette ilk kez BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’yle dile getirilmemiştir, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de dâhil olmak üzere insan haklarını koruma altına alan tüm metinlerde bu haklar defalarca kez dile getirilmiştir. İnsanın insan olması dolayısıyla ve ırk, renk, cinsiyet, din, dil ayrımı yapılmaksızın her insanın doğum yoluyla kazandığı bu hakların öznesi BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocuklar olarak kabul edilmiştir. Çocuk hukukunun gelişimini de göz önünde tuttuğumuzda çocukların çok da uzak olmayan geçmişte çabucak büyümesi beklenen, söz dinlemez, her işe ayak bağı olan ve sırf gelecekte kazanacağı sıfat, büyüyünce olabileceği kişi dolayısıyla değer verilen küçük insanlar olarak görülmesi uzun bir süre çocuk haklarının gelişimini engellemişse de BM Çocuk Hakları Sözleşmesi bu düşüncelerin önüne set çekmiş, en azından çocuk haklarına farklı bir perspektiften bakmamızı sağlamıştır. Bu noktada Serozan’ın bu konuyla ilgili görüşleri dile getirilmeye değerdir:  “ Çocuk Hakları Sözleşmesi salt bir iyi niyet bildirisi de değildir; altına imza atan devletleri bağlayıp yüküm altına sokan bir hukuksal bağıttır. Bu arada son aşamada çocuğu ana babanın, işverenin ve devletin üzerinde dilediği gibi tasarruf edebileceği bir nesne olmaktan çıkarıp bağımsız kişiliğe sahip, onurlu ve saygın bir özneye dönüştürme sürecine ciddi bir katkıda bulunduğu da kuşkusuzdur.”[4]

 Sözleşmeyle koruma altına alınan her hakkın çocuklar için vazgeçilmez olduğunun kabulü sözleşmenin temel ilkelerinden olan “çocuğun üstün yararı” için bir gereklilik olsa da bazı haklar olmadan diğer hakların kullanılma imkânı olmayacağından, bu hakların bir adım önde olduğunu söylemekte sakınca yoktur. Çocuğun yaşama ve gelişme hakkı, yeterli hayat seviyesi hakkı, sağlık hizmetlerine en iyi şekilde erişim hakkı, silahlı çatışmalardan korunma ve silahaltına alınmama hakkı, her türlü kötü muamele, işkence ve istismardan korunma hakkı, eğitim hakkı, çocuğun ekonomik sömürüden, sağlığına ve gelişimine zarar verecek tehlikeli işlerden korunma hakkı sözleşmede sayılan başlıca haklardandır. Çocuğun temel yaşam düzeyinde hayatını devam ettirebilmesi için ve çocuğun layık olduğu biçimde çocukluk evresini geçirerek sağlıklı bir yetişkin olarak hayatına devam edebilmesi için bu hakların ona sağlanması, ailesinin ve devletinin ona karşı yükümlülüğüdür. 

 Çocuğun Bm Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de sayılan haklarından ne yazık ki dünyadaki çocukların yalnızca bir kısmı faydalanabilmekte, büyük bir kısmı ise bu haklardan mahrum bir şekilde yaşamını devam ettirmek zorunda kalmaktadır. Çocuk hakkı ihlallerinin başlıca sebeplerini ise savaşlar ve silahlı çatışmalar oluşturmaktadır. Yaşam hakkı ihlalleri başta olmak üzere insan hakkı ihlallerinin yapı taşı olan savaşlar ve silahlı çatışmalar zaman içinde pek çok yıkıma sebebiyet vermiş, çocuklar üzerinde ise yetişkinlere kıyasla çok daha yıkıcı ve telafisi mümkün olmayan tesirleri olmuştur ve olmaya devam etmektedir.

Sağlık Hizmetlerine Erişim Hakkı, Yeterli Yaşam Standardına Ulaşma Hakkı, Yaşama Ve Gelişme Hakkı İhlalleri

 BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme madde 6’ya[1] göre taraf devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler ve çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler. 

 Çocuğa yeterli sağlık hizmetlerinin sağlanmasını düzenleyen madde 24/1’e göre; “Taraf devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.” Maddenin diğer fıkralarında, sözleşmeye taraf devletlerin bu hakkın tam olarak uygulanması ve kullanılmasını sağlamak amacıyla gerekli takipleri yaparak uluslararası işbirliğini gerçekleştirmeleri gerektiğinden bahsedilmiştir. 

 Sözleşme’nin 27.maddesinde ise her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesi hakkı olduğu taraf devletlerce kabul edilmiştir.

 Savaşlar ve silahlı çatışmalarda milyonlarca insan yaşamını yitirmiş, savaşmaya zorlanmış, sakat kalmış, savaş sırasında insancıl olmayan koşullarda yaşamak zorunda bırakılmış, savaştan sağ çıkanlar ise arkalarında bırakılan enkazda yaşamını sürdüremez hale gelmiştir. Savaşlar hiç şüphesiz her yaştan ve her kesimden insanın hayat koşullarını olumsuz etkilemekte ise de çocuklar üzerindeki etkilerinin geri dönülemez bir yıkıcılığa sahip olduğunu söyleyebiliriz. Savaşlardan en çok çocukların etkilenmesinin sebebi birçoğunun savaş sırasında ailelerini kaybetmesi, evlerini terk etmek zorunda kalması, kısacası alışkın oldukları yaşam koşullarından koparak hayatta kalmaya çalıştıkları yeni bir düzene adapte olmaya zorlanmalarıdır. Bu yeni düzende çocukların maruz kaldığı yaşam hakkı ve sağlık hakkı ihlalleri savaşlarda birçok çocuğun ölümüne, diğerlerinin ise aldıkları yaralar sebebiyle hayatları boyunca taşıyacakları engellere sebebiyet vermektedir. Savaş sırasında hastanelerin bombalanması, insanların hayatta kalmak için sığındıkları yerleri terk edememesi, sağlık çalışanlarının savaşa katılması, ülkeyi terk etmesi vb. sebeplerden dolayı sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanması yaşam hakkı ve sağlık hakkı ihlallerini ağırlaştırmaktadır. 

Rusya-Ukrayna krizi[6] sürerken Rusya’nın hastaneleri, sağlık merkezlerini bombalaması savaşın yıkıcı etkisinin nasıl yaşam hakkı ve sağlık hakkı ihlallerine sebebiyet verdiğini bize göstermektedir. Hastanelerin bombalanması sırasında çocuklar da dâhil olmak üzere pek çok insan yaşamını kaybetmekte ve insanların savaş koşullarında sağlık hizmetlerine erişim hakları kısıtlanmaktadır. Rusya Hava Kuvvetleri 9 Mart 2022’de Mariupol’de hem çocuk hastanesi hem doğumevi olarak hizmet veren 3 No’lu Doğumevi adlı binayı bombalamış, en az 4 kişinin ölümüne, 17 kişinin yaralanmasına ve 1 bebeğin ölü doğumuna sebep olmuştur. Bombalamada hastanede meydana gelen zarar Ukraynalı yetkililerce devasa olarak nitelendirilmiş; duvarların çöktüğü, tıbbi ekipmanın molozlarla kaplandığı, hastanenin büyük bir kısmının kullanılamaz hale geldiği ifade edilmiştir. Ukrayna devlet başkanı Volodimir Zelenski bombalamadan sonra yaptığı açıklamada insanların saldırıdan zamanında saklandığı için ölü ve yaralı sayısının en aza indirgendiğini söylemiştir. Savaşın acımasızlığını gösteren bu olayda Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin temel yaşam hakkını düzenleyen 6.maddesinin, çocuğun sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkını ve anneye doğum öncesi ve sonrası uygun bakımın sağlanması gerekliliğini düzenleyen 24.maddesinin doğrudan ihlal edildiğini görmekteyiz.

 Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik süregelen müdahalesinde savaşın yıkıcı etkilerinden korunmak amacıyla ailesiyle beraber veya ailesinden kalan kişilerle beraber sığınaklarda veya metro istasyonlarında yaşamaya başlayan çocukların ve bebeklerin hasta olmaları durumunda tedavi görebilmeleri bu koşullarda çok zor olmaktadır. Sığınaklarda steril olmayan ortamlarda doğum yapmak zorunda kalan hamile kadınların ve gözlerini savaş ortamına açan bebeklerin ağır bir şekilde sağlık hakkı ihlaline maruz kaldıklarını söyleyebiliriz. 

 Rusya ve Ukrayna temsilcilerinin 30 Mart 2022’de İstanbul’da gerçekleştirdikleri görüşmede Birleşmiş Milletler’e bağlı İnsan Hakları Yüksek Komiserliği; 24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasından bu yana 104’ü çocuk olmak üzere 179 sivilin yaşamını yitirdiğini ve 134’ü çocuk olmak üzere 1860 sivilin yaralandığını belirtmiştir. Ukrayna Başsavcılığı ise Rusya’nın işgali sırasında şu ana kadar 144 çocuğun öldüğü ve 220’den fazla çocuğun yaralandığını aktarmıştır. 

  İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün [7] savaş mağdurlarıyla yaptığı görüşmelerde insanlar bombalardan kaçmak amacıyla evlerin bodrumları veya yeraltı otoparklarını sığınak olarak kullandıklarını ve sığınakların çok soğuk olduğu, ayrıca su ve yiyecek gibi temel ihtiyaçlardan yoksun olduklarını belirtmişlerdir. Kharkiv’in kuzeydoğusunda büyük bir yerleşim alanı olan Saltivka’da yaşayan bir kişi, havanın sıfırın altında olduğu o günlerde eşi ve çocuklarıyla beraber altı gece boyunca çok az yiyecek ve suyla idare etmeye çalıştıklarını ve soğuktan nöbet geçirdiğini söylemiş, marketlerdeki stokların iyice azalmaya başladığını bu sebeple yiyecek ve içecek bulmakta zorlandıklarını ifade etmiştir. 

Savaş, çocukları yalnızca fiziksel anlamda etkilemekle kalmayıp psikolojileri üzerinde de oldukça derin izler bırakmaktadır. Savaşlar sırasında çocukların durmaksızın şiddet olaylarına maruz kalıp sürekli korku ve endişe halinde olmaları posttravmatik stres bozukluklarına sebep olmakta, ailesini ve çevresindeki insanları kaybetmesinin etkisi ve çocuğun yaşadığı psikolojik karmaşa anksiyete ve depresyona sebebiyet vermektedir. Lübnan İç Savaşı sonrasında Lübnanlı çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre savaş ortamında yaşamış ortalama bir çocukta görülen tramvatik bozukluk sayısı beş ila sekiz arası olup tramvaların başlıca sebepleri çatışma ve bombalamaya maruz kalma, aşırı yoksulluk, evinden ayrılma ve çocuğa yakın birinin ölümü veya yaralanması olarak kayda geçirilmiştir. 

Eğitim Hakkı İhlalleri

  Bm Çocuk Haklarına Dair Sözleşme madde 28’de çocuğun eğitim hakkı düzenlenmiş; taraf devletlerin çocuğun eğitim hakkını fırsat eşitliği temelinde tanıyacağı ve çocuklara sağlaması gereken eğitimin nitelikleri ifade edilmiştir. Madde 29’da ise çocuk eğitiminin amaçları üzerinde durulmuştur. Bu maddelerin yerine getirilmesi elbette öncelikle bir eğitim hakkının var olduğu aşamada gündeme gelebilecektir. Ancak savaşlar sırasında çocukların temel eğitim hakkına erişebilmesinin bile mümkün olmadığını görmekteyiz. 

 Savaş ve silahlı çatışmalar sırasında en başta gözetilmesi gereken haklardan biri gibi gelmese de, eğitim hakkı çocuğun arka plana atılmaması gereken en temel haklarından biridir.. Savaş sürerken çocuğun eğitimine devam etmesi çoğu zaman mümkün olmamakta, çatışmaların daha az yoğun olduğu bölgelerde ise kısıtlı imkânlarla ve verimsiz şekilde mümkün olabilmektedir. Mülteci veya şartlı mülteci olarak başka ülkelere sığınan çocukların eğitim hakkını kullanması ise sığındıkları ülkelerin durumuna bağlı olarak değişmekte fakat çoğunlukla farklı bir kültüre adapte olmaları zaman aldığı için uzun vadede bir sonuç alınabilmektedir. No Lost Generation’ın[8] verilerine göre Suriye’deki savaştan kaçarak ülkemiz de dâhil olmak üzere Lübnan, Ürdün, Irak gibi komşu ülkelere sığınan 1,25 milyon mülteci çocuk resmî veya gayriresmî olarak okula gitmektedir. Bu verilere göre her üç çocuktan ikisi okula gidebilmektedir. Okula gidemeyen çocukların oranı 2016 ile 2017 yılları arasında %6 gerilemişse de hala 700 bin çocuğun okula gidemediği anlaşılmaktadır. [9]

 Henüz yeni meydana gelmiş eğitim hakkı ihlallerine bakacak olursak; Rusya’nın Ukrayna’daki okulları bombalaması ve ilkokulların sığınaklara dönüştürülmesinin eğitim hakkı ihlallerine sebebiyet verdiğini söyleyebiliriz. Ukrayna Eğitim ve Bilim Bakanlığı’na göre 900’den fazla eğitim kurumu bombalamalar sebebiyle zarar görmüş, yıkılmış veya kullanılamaz hale gelmiştir. Bazı okullar askeri amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. Ukrayna’daki 13 binden fazla okul uzaktan öğretime geçmiş, yaklaşık 1100 okulda ise güvenlik sebepleriyle eğitime süresiz olarak ara verilmiştir. 

  The New York Times’a göre savaşın sürdüğü Ukrayna’da bulunan 5.5 milyon okul çağındaki çocuğun ve savaştan diğer ülkelere kaçan binlerce çocuğun eğitimine devam etmesi için öğretmenler, ebeveynler ve okul yöneticileri mücadele vermektedir. Okulları hala eğitime devam eden ve yaşadığı yerde internet bağlantısına sahip olan öğrenciler çevrimiçi derslerle eğitimlerine devam etmeye çalışmaktadır. Donetsk’ten Çek Cumhuriyeti’ne 11 yaşındaki oğluyla birikte kaçan Inna Pasichnyk oğlunun derslerine çevrimiçi devam ettiğini, eğitimin Covid-19 dönemindeki gibi olduğunu ama derslere sivil savunma sirenlerinin eşlik ettiğini ifade etmiştir.

 Ukrayna’dan kaçıp mülteci olarak başka ülkelerde yaşamaya başlayan ve gittikleri yerlerde eğitim gören çocuklar ise yabancısı oldukları bir ülkede, bilmedikleri dillerde zorlu bir süreçten geçmektedirler.

 Savaşların hala birçok ağır çocuk hakkı ihlaline sebep olduğu günümüzde eğitim hakkı ihlal edilen kayıp bir nesil yetişmekte ve ne yazık ki bunun telafisi çoğu zaman mümkün olmamaktadır.

Çocukları Silahlandırma Yasağı

   BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 38. maddesi taraf devletlere çocukları silahlandırmama yükümlülüğü yüklemiş; zorunlu hallerde ise ancak 15 yaşından büyüklerin silahlandırılabileceğini ifade etmiştir. Taraf devletler silahlı çatışma halinde kendilerine uygulanabilir olan uluslararası hukukun, çocukları da kapsayan insani kurallarına uymak ve uyulmasını sağlamakla yükümlüdürler. 15 yaşını doldurmamış çocuklar silah altına alınamaz, 15 ila 18 yaş arasındaki çocukların silah altına alınmaları gereken durumlarda ise öncelik yaşça büyük olanlara verilmelidir. Ayrıca son fıkrada silahlı çatışmadan etkilenen çocuklara koruma ve bakım sağlama yükümlülüğü getirilmiştir. 

  1998-2003 yılları arasında süren ve tarihin en kanlı savaşlarından biri olan 2.Kongo İç Savaşı silah altına alınan asker çocukların savaşıdır. Bu savaş sırasında 15 yaşın altındaki çocuklar dahi askere alınmış ve savaşmaya zorlanmıştır. Uluslararası Af Örgütü’nün[10] 2003 yılında zorla silah altına alınan bazı Kongolu çocuklarla yaptığı röportajlarda çocukların ağır insan hakkı ihlallerine maruz kaldığını görmekteyiz. 15 yaşındaki Kalami, 6 sene boyunca asker olarak savaşmaya zorlanmış ve bu süre boyunca birçok insan öldürmek zorunda kaldığını, hayatının mahvolduğunu ve yaptığı şeyleri düşünmekten uyuyamadığını söylemiştir. 10 yaşındaki Gaston ise orduya alındığında çok küçük olduğu için askerlikle ilgili hiçbir şey bilmediğini, çok korktuğunu ve bu korkuyu aşması için kendisine kamptaki başka bir çocuğu öldürmesi yönünde emir verildiğini ve bunu yapmak zorunda kaldığını ifade etmiştir. Orduya sadece erkek çocuklar değil kız çocuklar da alınmış, 16 yaşındaki Natalia ailesinin gözü önünde katledilmesini izlemiş, orduya katılırsa en azından hayatta kalabileceğini düşünmüş fakat orduda olduğu süre boyunca pek çok kez cinsel istismara ve kötü muameleye maruz kalmıştır.

 BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin çocukların silahlandırılması yasağının alt sınırını 18 yaş değil de 15 yaş olarak düzenlemiş olması Sözleşme’nin kendisiyle çelişmektedir. Çünkü Sözleşme’ye göre 18 yaşını doldurmamış her insan çocuk sayılır. Yasağın yalnızca 15 yaşın altındaki çocukları değil, tüm çocukları kapsaması gerekirken ne yazık ki taraf devletlerin Sözleşme’nin yapımı aşamasında Sözleşme’yi imzalamama yönünde koydukları çekinceler Sözleşme’nin bu yasakla ilgili maddelerinin bu yönde şekillenmesine sebep olmuştur. Olması gereken hukuka göre, çocuk haklarının tam olarak sağlanması elbette Sözleşme’nin temel ilkelerinden olan çocuğun üstün yararından başka bir düşünceyi göz önüne almayarak sağlanabilecektir. 

 Çocuk haklarının eksiksiz biçimde sağlanması Sözleşme’nin ilke ve kurallarına tam anlamıyla uyulmasıyla ve iç hukukta çocukların daha lehine olan bir düzenleme olduğu takdirde ise bunun uygulanmasıyla mümkündür. Sözleşme’nin 43.maddesine göre taraf devletlerin sözleşmeye uyup uymadığı BM Çocuk Hakları Komitesi tarafından takip edilecektir. Devletlerin denetimi, Komite’ye gönderdikleri ülke raporlarıyla gerçekleştirilecektir. Ancak çocuk haklarının ihlali durumunda bir uluslararası yargı organına başvurma olanağının olmaması sözleşmenin etkisini zayıflatmaktadır. Prof. Dr. Rona Serozan’ın “Görüldüğü gibi, yaşama geçirildiklerinde çocukların dünyasını bir masal âlemine dönüştürebilecek olan bu ilkelerin büyük bir bölümü buza yazılan iyi millenium dileklerini anımsatmaktadır.”[11] sözleri kanaatimce bu ilkelerin yalnızca iyi temenniler olarak kalmayıp tam bir işlerlik sağlanmasının ancak devletlerin çocuk haklarının önemi konusundaki tam farkındalığı ve iş birliğiyle sağlanabileceğini ifade etmektedir. 


DİPNOTLAR

[1] 23. madde: Ailenin Korunması

 4. Bu Sözleşmeye taraf devletler, eşlerin evlilik konusunda, evliliğin devam ettiği sürece ve boşanmada eşit hak ve yükümlülüklere sahip olmaları için gerekli önlemleri alır. Boşanma halinde çocukların korunması için gerekli hükümler konur.

24. Madde: Çocukların hakları

1. Her çocuğun ırk, renk, cinsiyet, dil, din, ulusal veya toplumsal köken, mülkiyet, doğum gibi bir ayrımcılığa tabi tutulmaksızın ailesi, içinde yasadışı toplum ve Devlet tarafından, bir küçük olarak statüsünün gerektirdiği koruma tedbirlerine hakkı vardır.

2. Her çocuk doğumundan hemen sonra nüfusa kaydedilir ve kendisine bir isim verilir.

3. Her çocuk bir vatandaşlık kazanma hakkına sahiptir.

[2] Madde 10- Bu Sözleşmeye Taraf Devletler:

1. Toplumun doğal ve temel birimi olan aileye, özellikle kuruluşunda ve bağımlı çocukların bakım ve eğitiminden sorumlu olduğu durumda en geniş olanaklı koruma ve yardım sağlamayı, evliliğin istekli eşlerin özgür oluruyla kurulmasını;

2. Annenin doğumundan önce ve sonra makul bir süre özel olarak korunmasını ve bu dönemlerde çalışan anneye ücretli izin ya da yeterli toplumsal güvenlik yardımını kapsayan izin olanağı sağlanmasını;

3. Tüm çocuklar ve gençler için, ana babaları ya da başka koşulları nedeniyle ayrım gözetilmeksizin, özel koruma ve yardım önlemlerinin alınmasını, çocuk ve gençlerin ekonomik ve toplumsal sömürüden korunmasını, ahlak ya da sağlıklarına zararlı, yaşamları için tehlikeli ya da normal gelişmelerini önleyecek işlerde çalışmalarının yasayla ceza yaptırımına bağlanmasını, aynı zamanda saptanacak bir yaş sınırının altında ücretli çocuk emeği kullanmanın yasayla engellenip cezalandırılması gerektiğini kabul eder.

[3] 20 Kasım 1989 BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin kabul edilme tarihi.

[4] Rona Serozan, Çocuk Hukuku, ikinci basıdan tıpkı bası, İstanbul 2017, s.50

[5] Madde 6: 1 Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.

    2 Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.

[6] 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle başlayan ve 2021-22 yıllarında Rusya-Ukrayna arasında süregelen siyasal krizdir.

[7] İnsan hakları savunuculuğu ve insan hakları üzerine araştırmalar yapan ABD kökenli bir sivil toplum kuruluşudur.

[8] Suriye’deki savaştan etkilenen çocukların eğitimini ve korunmasını sağlamayı görev edinen ve UNICEF ile World Vision tarafından ortaklaşa başlatılan teşebbüstür. 

[9] https://insamer.com/tr/suriyede-cocuk-hakki-ihlalleri_1998.html

[10] 28 Mayıs 1961’de Londra’da kurulan ve insan haklarını savunmayı ve teşvik etmeyi amaçlayan, dünya çapında 10 milyondan fazla üyesi ve destekçisi bulunan sivil toplum örgütüdür.

[11] Rona Serozan, Çocuk Hukuku, ikinci basıdan tıpkı bası, İstanbul 2017 ,s.53


KAYNAKÇA

Akyüz, Emine, Çocuk Hukuku/Çocukların Hakları ve Korunması, güncelleştirilmiş 6.baskı, Mart 2018, Ankara, Pegem Akademi, s.84-86

Aybay, Rona, Açıklamalı İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, 1.baskı, Aralık 2006, Ankara, Türkiye Barolar Birliği Yayınları:113, TBB İHAUM Dizisi:7, s.5-22

Macksoud, Mona, “Children in War”, Mart-Nisan 1994, World Health

Serozan, Rona, Çocuk Hukuku, ikinci basıdan tıpkı bası, İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2017, s.23,24

Serozan, a.g.e., s.49-54

Sınmaz, Kadriye,  “Suriye’de Çocuk Hakkı İhlalleri”, Şubat 2019, İNSAMER, Araştırma 94, s.1-10

https://insamer.com/tr/suriyede-cocuk-hakki-ihlalleri_1998.html (son erişim tarihi: 24.04.22)

Sinha, Priyanka, “Children of Syria” https://www.humanium.org/en/syria/ (son erişim tarihi: 11.04.22)

Joanna Santa Barbara,” Impact of War on Children and Imperative to End War”, Croatian Medical Journal, Aralık, 2006 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2080482/#:~:text=Children%20are%20exposed%20to%20situations,anxiety%20in%20war-affected%20children (son erişim tarihi: 22.04.22)

BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme https://www.unicef.org/turkey/çocuk-haklarına-dair-sözleşme (son erişim tarihi: 17.04.22)

No Lost Generation https://www.nolostgeneration.org/ (son erişim tarihi: 22.04.22)

Uluslararası Af Örgütü https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Uluslararası_Af_Örgütü (son erişim tarihi: 22.04.22)

https://www-nytimes-com.cdn.ampproject.org/v/s/www.nytimes.com/2022/04/13/world/europe/ukraine-schools-war.amp.html?amp_gsa=1&amp_js_v=a9&usqp=mq331AQKKAFQArABIIACAw%3D%3D#amp_tf=%251%24s%20adlı%20kaynaktan&aoh=16505492854891&referrer=https%3A%2F%2Fwww.google.com&ampshare=https%3A%2F%2Fwww.nytimes.com%2F2022%2F04%2F13%2Fworld%2Feurope%2Fukraine-schools-war.html (Son erişim tarihi: 21.04.22)

https://apnews.com/article/russia-ukraine-war-maternity-hospital-pregnant-woman-dead-c0f2f859296f9f02be24fc9edfca1085 (son erişim tarihi: 22.04.22)

https://www.amnesty.org.uk/press-releases/democratic-republic-congo-childrens-rights-war (son erişim tarihi: 22.04.22)

https://www-hurriyet-com-tr.cdn.ampproject.org/v/s/www.hurriyet.com.tr/amp/dunya/son-dakika-ukrayna-rusya-savasinda-son-durum-gelismeleri-ingiliz-basini-yazdi-iste-rusyanin-baris-sartlari-42031794?amp_gsa=1&amp_js_v=a9&usqp=mq331AQKKAFQArABIIACAw%3D%3D#amp_tf=%251%24s%20adlı%20kaynaktan&aoh=16501149527818&referrer=https%3A%2F%2Fwww.google.com&ampshare=https%3A%2F%2Fwww.hurriyet.com.tr%2Fdunya%2Fson-dakika-ukrayna-rusya-savasinda-son-durum-gelismeleri-ingiliz-basini-yazdi-iste-rusyanin-baris-sartlari-42031794  (Son erişim tarihi: 21.04.22)

Çocuk Hakları Sözleşmesi (son erişim tarihi: 17.04.22) https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Çocuk_Hakları_Sözleşmesi

https://www.hrw.org/news/2022/03/18/ukraine-deadly-attacks-kill-injure-civilians-destroy-homes (son erişim tarihi: 22.04.22)

BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (son erişim tarihi: 24.04.22)https://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/tr/content/117-medeni-ve-siyasi-haklara-iliskin-uluslararas-sozlesme/#:~:text=Sözleşme%2C%20Birleşmiş%20Milletler%20Genel%20Kurulu,Mart%201976%20tarihinde%20yürürlüğe%20girmiştir

https://tr.wikipedia.org/wiki/Rusya-Ukrayna_Savaşı (son erişim tarihi: 24.04.22)

BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi (son erişim tarihi: 24.04.22)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir